Makaleler

Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Makaleleri

Otizm

Otizm, sözel ve sözel olmayan iletişimin bozulduğu ve dış dünya ile etkileşimin sadece ihtiyaç düzeyine indiği bir nöropsikiyatrik bozukluktur. İlk defa 1943 yılında çocuk psikiyatrı Leo Kanner tarafından tanımlanmıştır. 

Otizm, sözel ve sözel olmayan iletişimin bozulduğu ve dış dünya ile etkileşimin sadece ihtiyaç düzeyine indiği bir nöropsikiyatrik bozukluktur. İlk defa 1943 yılında çocuk psikiyatrı Leo Kanner tarafından tanımlanmıştır. 

Kanner, o tarihte klasik otizmin tanımını şu şekilde yapmıştır:

  1. İnsanlarla ilişki geliştirilemez.
  2. Dilin kazanılması gecikir.
  3. Konuşma gelişse de iletişim amaçlı kullanılmayabilir.
  4. Zamirleri ters olarak kullanırlar (‘ben’ yerine ‘sen’).
  5. Ekolalik konuşma gerçekleşir.
  6. Ezber hafızalarında güçlükler yaşanır.
  7. Tek düze ve anlamsız oyunları görülür.
  8. Hayatlarındaki aynı olanı koruma eğilimi görülür.
  9. Normal fiziksel görünüş (Turan, 2000) vardır.

Leo Kanner’ın yarım yüzyıl önce yapmış olduğu bu tanımlar günümüzde Yaygın Gelişimsel Bozukluklar kategorisi içerisinde ele alınan otizm tanısı için geçerliliğini korumaktadır. Bunların yanı sıra, ayırıcı tanıyı geliştiren eklemelerin yapılmasıyla artık günümüzde otizmin tanılanması daha hızlı ve erken yaşlarda olabilmektedir. Kanner, otizmin tanımını doğru bir şekilde yapmışsa da, tedavi olarak yanlış uygulamalarda bulunmuştur. Kanner, çocuğuyla yakın ilişki kuramayan ‘buzdolabı anneler’ düşüncesini öne sürmüş ve otizmin sebebini annelerin yanlış tavırlarına bağlamıştır. Ancak, günümüzde bunun böyle olmadığı kanıtlanmıştır. Otizm, her 500 çocuktan 1’inde görülebilen, beyin temelli bir bozukluktur ve yaşamın ilk üç yılı içerisinde kendisini gösterir.

Otizmle başa çıkmak için, yarım yüzyıldır birçok farklı teknikler geliştirilmiş ve geliştirilmeye devam edilmektedir. Eğitimsel yaklaşımlar arasında, üzerinde en çok araştırma yapılmış olan ve en yaygın olarak kullanılan teknikler, TEACCH ve LOVAASteknikleridir. TEACCH tekniğinde amaç; bireyselleştirilmiş ve yapılandırılmış eğitim programı çerçevesinde becerileri arttırma ve bağımsız yaşam becerileri kazandırmaktır. LOVAAS tekniği Uygulamalı Davranış Analizi (UDA) ilkelerine dayanmaktadır ve Edimsel Koşullama Kuramının öne sürdüğü davranış ilkelerini temel alarak toplumsal becerileri geliştirmeyi hedefler. Bu tekniklerin dışında geliştirilmiş birçok teknik ve terapi yöntemi bulunmaktadır (duyu bütünlemesi, sanat terapisi, vitamin tedavisi vb.) ancak, UDA dışında henüz bilimsel olarak geçerliliği kanıtlanabilmiş bir başka teknik mevcut değildir (Kürkçüoğlu, 2005).

Bu tekniklerin yanı sıra, iletişim problemleriyle baş etmek amacıyla resim değiş-tokuş yöntemi ile iletişim kurma temeline dayanan PECS ve yine iletişimi geliştirmeye yönelik olarak geliştirilen ‘fırsat öğretimi’ yaygın olarak eğitimlerde kullanılmaktadır.

Mevcut tıbbi imkanlar dahilinde otizmin tedavisi yoktur. Otizme sahip bireylerin kendi potansiyellerini en üst düzeyde sergileyebilmeleri amacıyla bir an önce eğitime başlamaları gerekmektedir. Eğitime ne kadar erken başlanırsa, mevcut becerilerin ortaya çıkarılması ve geliştirilmesi çok daha hızlı olacaktır. Ayrıca normal beyin gelişimi yaşı içerisinde olacağı için çocuklarımız daha hızlı öğreneceklerdir. Otizmle mücadelede erken eğitimin yanı sıra üzerinde durulması gereken başka konular da vardır.

  • Ailenin Problemi Kabullenmesi:
    Bu ne kadar zor bir süreç de olsa problemi en kısa zamanda kabullenmek ve bu konuda kendinizi geliştirmeye yönelik adımlar atmak, çocuğunuza çok daha faydalı olmanızı sağlayacaktır. Problemi görmezlikten gelmek ya da başka bir durumla karıştırmak (örneğin, bu durumun sadece bir konuşma bozukluğu olduğunu düşünmek gibi), çocuğunuza karşı davranışlarınızda farklı beklentilerin gelişmesine ve ona yaklaşımınızda doğru adımları atamamanıza yol açacaktır. Unutmayın, otizm bir konuşma problemi değil, bir iletişim problemidir. İletişim probleminin varlığı konuşmayı olumsuz etkilemektedir.
  • Uygulanan Program:
    Çocuğunuz hakkında uzman olan ve çocuğunuzu en çok tanıyan kişiler sizlersiniz. Bu yüzden eğitimciler çocuğunuzla ilgili eğitim programı hazırlarken mutlaka işbirliği içerisinde olun. Çocuğunuza uygulanan eğitim tekniklerini öğrenin ve bu tekniklerin çocuğunuzun öğrenme tarzına ne kadar uygun olduğunu eğitimcilerinizle görüşün. Erken eğitime başlamak kadar, doğru yaklaşımların sergilendiği bir eğitim programı da önemlidir.
  • Aile-Eğitimci İşbirliği:
    Problemi kabul etme sürecinin hemen arkasından gelmesi gereken bir süreçtir. Unutmayın eğitimcilerin elinde sihirli değnekler yoktur. Okulda yapılan çalışmaları yakından takip etmedikçe, bu çalışmaları siz de tutarlı olarak evinizde devam ettirmedikçe ilerlemeler istenen düzeyde ve hızda olmayacaktır. Otizmin kalın kapılarını açabilmek için aile-eğitimci işbirliği kesinlikle sağlanmalıdır.

Otizm, yaşam boyu süren ve bireyin dış dünya ile olan uyumunu olumsuz etkileyen bir rahatsızlıktır. Hayatın her döneminde sırtlarına elinizi koymanız gerekebilir. Ancak, eğitim ile bireyin kendisini gerçekleştirmesi ve bir birey olarak toplum içerisinde yerini alması mümkün olabilmektedir. Unutmayın, çocuklarınıza verebileceğiniz en büyük destek, onların bağımsız yaşam becerilerini kazanmalarına yardımcı olmaktır.

Süleyman Çelik
Uzman Psikolog

İletişim Bilgileri

Üçevler Mah. Düzova Sk. No:7 16110 Nilüfer Bursa / Türkiye

  • telefon+90 (224) 441 44 02

  • fax+90 (224) 441 99 97

  • eposta besmer@besmer.com.tr

E-Bülten

En yeni gelişmelerden haberdar olmak için e-posta adresinizi girin.

© 2016 Besmer Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi. Her Hakkı Saklıdır.
Fononline İnternet Hizmetleri